Yerinden Yönetim Özerk Mi? Günümüz Türkiye’sinde Bir Soru ve Cevap
Bir sabah ofise gitmeden önce sabah kahvemi yudumlarken, “Yerinden yönetim özerk mi?” diye sormak geldi aklıma. Neden mi? Çünkü her gün, neredeyse her gün, iş yerindeki toplantılarda ya da çevremdeki sohbetlerde bu konu geçiyor. Yerinden yönetim, belediyelerin, yerel yönetimlerin kendi iç işlerini düzenlemesi anlamına geliyor ama gerçekten özerk mi? Yoksa devletin merkezi yönetimi her zaman denetim altında tutuyor mu? İşin doğrusu, bu soruyu sormak kadar karmaşık cevaplar da almak mümkün.
Yerinden Yönetim Nedir, Hadi Bir Anlamaya Çalışalım
Yerinden yönetim kavramı, basitçe, merkezi yönetimin dışında, yerel düzeydeki idarelerin kendi kendilerini yönetebilmesi anlamına gelir. Tıpkı, mahallemizdeki muhtarın, belki de okulumuzdaki okul müdürünün yaptığı gibi. Yani bu, karar alma süreçlerini merkezi hükümetten uzak tutarak, yerel yöneticilere yerinde kararlar alma yetkisi tanır. Ama işin özü bu kadar basit değil. Biraz daha derine inelim.
Hatırlıyorum da, çocukken mahalledeki muhtarımızın sürekli “ben bu konuda karar veremem, Ankara’dan bekliyorum” dediği günleri. O zamanlar her şeyin tek bir yerden, yani başkentten yönetildiğini düşünürdüm. “Niye karar alamıyorsun?” derdim, “Sen burada yönetmiyor musun?” Şimdi bu cümleyi tekrar düşününce, aslında ne kadar doğru söylediysem de, o zamanlar daha genç olduğum için meseleye derinlemesine bakmamışım.
Yerinden Yönetim Özerk Mi? Merkezi Yönetim Ne Diyor?
Burada devreye Türkiye’nin resmi yapısı giriyor. Türkiye’de yerinden yönetim, teorik olarak özerk olabilir, yani karar alma yetkisi yerel yönetimlere bırakılabilir. Ancak, uygulamaya baktığınızda bu özerklik genellikle sınırlı kalıyor. Merkezi hükümetin belirlediği sınırlar ve kurallar çerçevesinde hareket etmek zorunda kalıyorlar.
Bunu daha net anlamak için, son dönemdeki belediyelerin merkezi yönetimle olan ilişkilerini göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır. 2019 yerel seçimlerinden sonra, büyükşehir belediyeleri ve belediye başkanlarının merkezi hükümetle nasıl bir ilişki içinde olduklarını izlediğimizde, aslında özerkliğin pek de tam anlamıyla gerçekleşmediğini görebiliyoruz.
İstatistikler diyor ki, Türkiye’de yerel yönetimlerin bütçelerinin sadece küçük bir kısmı yerel kaynaklardan sağlanıyor. Büyük bir kısmı merkezi yönetim tarafından gönderilen kaynaklarla finanse ediliyor. Bu da demek oluyor ki, bir belediye başkanı kendi şehrinde karar almakta özgür olsa da, bu kararlar çoğunlukla merkezi hükümetin politikaları ve bütçe talepleriyle şekilleniyor.
Örneğin, İstanbul Belediyesi’nin son yıllarda çevre düzenlemeleri ve altyapı projelerine yaptığı yatırımlar, yerel yönetimin özerkliğini gösterse de, bu tür projelerin çoğu, hükümetin belirlediği genel çerçevede yapılıyor. Yani merkezi yönetim, dolaylı yoldan kontrol ediyor.
Günlük Hayattan Bir Hikaye: Yerel Yönetimle Merkez Arasındaki Gelgit
Geçen hafta, İstanbul’a iş için gitmiştim. Şehri gezip görürken, her köşe başında bir yerel yönetim projesiyle karşılaştım. Bir parkın yenilenmesi, bir caddeye bisiklet yolları eklenmesi… Bunlar, yerel yönetimin kararlarıydı ve tabii ki halkın da memnun olduğunu gözlemledim. Ama hemen ardından öğrendim ki, bu projelerin birçoğu hükümetten gelen fonlarla gerçekleşmiş. Belediyenin projeleri de merkezi hükümetin onayıyla ilerliyordu.
Bir arkadaşımın başına gelen de ilginçti. Belediye başkanı olduğu dönemde, bazı projelerin onay alması için Ankara’dan gelecek izni beklemek zorunda kalmıştı. Bunu düşündüğümde, yerel yönetimlerin özerk olmasının, gerçekte çok katı kurallar ve kontrol mekanizmalarıyla sınırlandığını kabul etmek gerekiyor.
Yerinden Yönetim Özerkliği Üzerine Birkaç Adım
Tabii, yerinden yönetim özerkliği denildiğinde, bazı adımlar atılmadı da demek mümkün değil. Son yıllarda, belediyeler kendi gelirlerini artırma, yerel projelerde özerklik kazanma adına çeşitli yasal düzenlemelere gitmeye başladılar. Bununla birlikte, merkezi yönetim de yerel yönetimlerin özerklik alanlarını genişletmek yerine, daha fazla kontrol sağlayacak mekanizmalar oluşturuyor.
Örneğin, büyükşehir belediyeleri için getirilen yeni düzenlemeler, yerel yönetimlerin daha bağımsız hareket etmesine olanak tanıyacak gibi görünse de, pratikte çoğu belediye, yatırım kararlarında merkezi hükümetin onayını almayı bekliyor. Yani yerinden yönetim özerkliği konusunda bir adım daha atılmış olsa da, bu özerklik henüz istenen düzeyde değil.
Sonuç Olarak: Yerinden Yönetim, Bir İdeal Mi, Yoksa Bir Gerçeklik Mi?
Yerinden yönetim özerkliği meselesi, biraz da idealist bir bakış açısıyla baktığınızda doğru. Ancak, pratikte merkezi yönetimin güçlü denetimi ve yerel yönetimlerin ekonomik bağımlılığı, gerçek anlamda özerk bir yerinden yönetimi zorlaştırıyor. Yerel yönetimler, birçok alanda kendi kararlarını almakta özgür olsa da, bu özgürlük sınırlı ve çoğunlukla merkezi yönetimin talepleri doğrultusunda şekilleniyor.
Sonuçta, yerinden yönetim özerkliği Türkiye’de bir hayal mi, yoksa bir gün gerçekten gerçekleşecek bir olgu mu? Şu anda sorunun cevabı biraz belirsiz. Ancak, yerel yönetimlerin kendi şehirlerinde daha fazla söz sahibi olması, hem ekonomik hem de sosyal açıdan bir kazanım olabilir. Gerçekten, bu konuda atılacak adımlar, merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin nasıl bir denge kurduğuna bağlı olarak şekillenecek gibi görünüyor.