İçeriğe geç

Koşu yapmak damarları açar mı ?

Koşu yapmak damarları açar mı? İzmir sokaklarında ter, düşünce ve biraz da iç hesaplaşma

Sabah alarm çalıyor. Telefon titriyor. Ben ise o an hayatla tüm bağlarımı sorguluyorum. Bir yandan “bugün kesin koşuya çıkıyorum” diyorum, diğer yandan yorganın altında sanki evrenin en stratejik savunma sistemini kurmuşum gibi kıpırdamıyorum.

İşte tam burada asıl soru başlıyor: Koşu yapmak damarları açar mı?

Ama dürüst olayım… Bu soruyu ben genelde sporcu kimliğimden değil, Alsancak’ta yürürken üçüncü simidi bitirip “yarın kesin spora başlıyorum” diyen tarafımdan soruyorum.

Sabah koşusu hayali vs gerçek hayat: İçimde iki kişi yaşıyor

İzmir’de sabah koşusu fikri kulağa romantik geliyor. Kordon’da esen rüzgâr, deniz kokusu, hafif güneş… Netflix dizilerindeki gibi “main character energy” falan.

Ama gerçek şu:

“Sabah 07.00”

Ben:

— Beş dakika daha… sadece beş dakika…

“Sabah 07.45”

Ben:

— Koşu mu? Bugün? Ya aslında damarlarım gayet açık ya…

“Sabah 08.10”

Ben markette poğaça seçiyorum.

Yani mesele koşunun kendisi değil aslında. Mesele o koşuya giden zihinsel yolculuk. Çünkü insanın içindeki en hızlı şey, koşu ayakkabısı değil; bahanesi.

Koşu yapmak damarları açar mı? Sokak diliyle gerçek cevap

Şimdi biraz ciddi ama sıkıcı olmayan kısmına gelelim.

“Koşu yapmak damarları açar mı?” sorusu aslında halk arasında biraz yanlış anlaşılmış bir ifade. Damar dediğimiz şey, musluk gibi açılıp kapanan bir sistem değil. Ama koşu yaptığında olan şey şu:

Kan dolaşımı hızlanır, kalp daha güçlü çalışır, damarların esnekliği artar ve vücut daha verimli bir sistem kurar.

Ama bunu teknik anlatınca kimse dinlemiyor zaten. O yüzden ben bunu şöyle düşünüyorum:

İzmir trafiğini hayal et. Sabah Konak’tan Karşıyaka’ya geçmeye çalışıyorsun. Her yer sıkışık, korna sesleri, sabırsızlık…

Sonra bir anda bir şey oluyor. Yollar açılıyor, trafik akıyor.

İşte koşu tam olarak damarlar için bunu yapıyor gibi. Yani “tıkanıklık var, hadi biraz akışkanlık getirelim” modu.

Ama tabii ben bunu düşünürken bile aklıma şu geliyor:

“Ben neden bu metaforu bile otururken kuruyorum?”

Vücudun içindeki küçük şehir: Benim hayal gücüm fazla çalışıyor olabilir

Ben bazen vücudumu küçük bir şehir gibi hayal ediyorum.

Kalp: Şehrin merkez istasyonu

Damarlar: İzban hattı gibi

Kan: Sürekli hareket eden yolcular

Koşu: Ek sefer açan belediye

Ve ben koşuya çıkınca sanki belediye başkanı çıkıp şöyle diyor:

“Arkadaşlar bugün ekstra sefer koyduk, yoğunluk çözüldü.”

Ama sonra 5 dakika koşunca belediye başkanı istifa ediyor çünkü ben nefes nefese kalıyorum.

İzmir Kordon’da koşu: Estetik hayal, dramatik gerçek

Kordon’da koşu yapmak ayrı bir olay.

Bir gün gerçekten karar verdim:

“Artık hayatımı değiştireceğim. Spor yapacağım. Koşacağım.”

Ekipmanlar tamam. Kulaklık takıldı. Motivasyon playlist açıldı. İç ses:

— Bu sefer farklı olacak.

İlk 2 dakika:

— Harika gidiyorum.

3. dakika:

— Nefesim biraz hızlandı ama normal.

4. dakika:

— Neden burada bir tepe var?

5. dakika:

— Ben neden koşuyorum?

6. dakika:

— Koşu yapmak damarları açar mıydı yoksa ben yanlış mı hatırlıyorum?

Yanımdan geçen 60 yaşındaki amca beni geçiyor. Bir de bana bakıp hafif gülümsüyor.

O an iç ses:

— Bu adam beni geçmiş hayatlarıyla da geçiyor olabilir.

Asıl mesele: Damarlar değil, disiplin (ama bunu duymak istemiyoruz)

Koşu yapmak damarları açar mı sorusunun cevabını sadece fiziksel olarak düşünürsek evet, dolaylı olarak dolaşım sistemine ciddi katkı sağlar.

Ama işin garip tarafı şu:

İnsanlar genelde damar sağlığını değil, “kendimi neden başlatamıyorum?” sorusunu çözmeye çalışıyor.

Ben de öyleyim.

Mesela spor ayakkabısı alıyorum. O ayakkabı sanki beni otomatik olarak koşucu yapacakmış gibi bir inanç.

Ayakkabı dolapta:

— Ben hazırım.

Ben:

— Sen hazırsın ama ben değilim.

Koşu sırasında iç sesin performansı

Koşarken beynim ayrı bir stand-up gösterisi yapıyor.

İlk dakika:

— Bugün her şey değişecek.

İkinci dakika:

— Aslında çok sağlıklı bir bireyim.

Üçüncü dakika:

— Damarlarım şu an NASA gibi çalışıyor olmalı.

Beşinci dakika:

— Neden nefes almayı bu kadar ciddiye alıyoruz?

Altıncı dakika:

— Yürüyebilir miyim? Yürümek de bir spor sonuçta.

Ve en klasik sahne:

Ben duruyorum, eğiliyorum, nefes alıyorum.

Yanımdan geçen biri:

— Devam et abi.

Ben içimden:

— Abi ben şu an hayatta kalmaya çalışıyorum.

Bilimsel taraf ama sıkıcı olmayan versiyon

Koşu yaptığında kalp daha hızlı pompalar, oksijen taşınması artar ve damarların iç yüzeyi daha aktif hale gelir. Bu da uzun vadede damar sağlığını destekler.

Ama bunu okurken insan şunu düşünüyor:

“Tamam da ben neden bunu bilsem bile koşuya çıkmıyorum?”

Çünkü mesele bilgi değil. Mesele o ilk adımı atmak.

Ve o ilk adım bazen damardan bile zor açılıyor.

Erteleme sanatı: İnsanlığın en gelişmiş sporu

Koşuya çıkmamak için geliştirdiğim bazı gerekçeler:

Hava biraz rüzgârlı (sporcu sağlığı önemli)

Ayakkabının bağı gevşek (tehlikeli)

Bugün vücut dinlenme modunda olabilir (bilimsel his)

Damarlarım zaten açık gibi (kendi teşhis sistemi)

En komiği şu:

Bazen gerçekten oturup düşünüyorum:

“Koşu yapmak damarları açar mı?”

Sonra kendime cevap veriyorum:

“Bilmiyorum ama koltuktan kalkmak daha zor.”

Küçük bir iç konuşma: Karar anı

— Hadi çıkıyoruz.

— Nereye?

— Koşuya.

— Ama çok yorucu.

— Zaten mesele yorulmak değil mi?

— Ama evde internet var.

— Bu argüman çok güçlü…

Ve genelde internet kazanıyor.

Koşudan sonra gelen garip huzur

Nadiren de olsa koşuya çıktığım oluyor.

O anın ilk 10 dakikası bir savaş, ama sonrası tuhaf bir sakinlik.

Sanki beynim diyor ki:

“Tamam, bugünlük borç ödendi.”

Vücut hafifliyor, düşünceler yavaşlıyor, dünya biraz daha sessiz geliyor.

İşte o an insan şunu fark ediyor:

Belki de “koşu yapmak damarları açar mı?” sorusunun cevabı sadece fiziksel değil. Biraz da zihinsel bir açıklık.

Son düşünce gibi değil, devam eden bir şey gibi

İzmir’de akşam yürürken deniz kenarında, insanların koştuğunu görmek bazen motive ediyor, bazen düşündürüyor.

Bir yanda tempolu koşanlar, diğer yanda dondurma yiyenler.

Ve ben genelde ortada bir yerde:

“İkisini aynı anda yapabilir miyim?” diye düşünen versiyonumla.

Belki de mesele gerçekten damarlar değil. Belki mesele, o ilk adımı atıp atamamak. Çünkü koşu başladığında sadece vücut değil, düşünceler de hareket etmeye başlıyor.

Ve insan en çok orada yoruluyor zaten.

Adalyadavetiye olarak “Koşu yapmak damarları açar mı” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kirilmiş dişe ne yapılır ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!