Kadınlar En Çok Hangi Nobel’i Aldı?
Nobel Ödülleri ve Kadınların Yeri
Her yıl dünyanın dört bir yanında pek çok insan, bilim, edebiyat, barış ve ekonomi alanlarında yapılan büyük katkılarla Nobel Ödülleri’ne layık görülüyor. Bu ödüller, toplumları şekillendiren, insanlığa katkı sağlayan çalışmaların kutlanması ve ödüllendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Ancak Nobel Ödülleri’nin tarihine baktığımızda, kadınların bu ödülleri alma oranının oldukça düşük olduğunu görmek de zor değil. Peki, kadınlar en çok hangi Nobel ödülünü aldı? Bu yazıda, hem küresel hem de yerel açıdan bu soruyu irdeleyeceğiz.
Kadınların En Fazla Aldığı Nobel: Barış Ödülü
Kadınların en çok kazandığı Nobel ödülü, hiç şüphesiz Barış Nobel Ödülü. Bu ödül, savaşları sona erdiren, toplumsal adaleti savunan, insan haklarını yükselten ve barış için çalışan kişilere veriliyor. Her ne kadar kadınlar, genellikle bilimsel alanlarda erkeklerin gerisinde kalsalar da, barış konusunda ciddi bir fark yaratmış durumdalar.
Barış Nobel Ödülü’nü kazanan ilk kadın, 1905 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Bertha Felicie von Suttner. Suttner, silahlanma karşıtı çalışmalarıyla dikkat çekmiş ve barışa olan katkıları nedeniyle ödüllendirilmiştir. Ancak asıl patlama, 1976 yılında yaşandı. O yıl Mother Teresa, yoksullukla mücadele eden ve hayatını başkalarına adamış bir kadın olarak Barış Nobel Ödülü’nü kazandı.
Sonraki yıllarda, Malala Yousafzai (2014), Aung San Suu Kyi (1991), Shirin Ebadi (2003) gibi isimler de Barış Nobel Ödülü’nü kazanan diğer kadınlardan oldu. Malala’nın, Taliban’ın baskısına rağmen eğitim hakkını savunması, dünya çapında büyük yankı uyandırmıştı. Bu listeye eklenen her bir kadın, bu ödülleri yalnızca kendi ülkelerinde değil, tüm dünyada adalet, eşitlik ve barış için verdiği mücadeleyle kazandılar.
Kadınlar ve Diğer Nobel Kategorileri
Kadınların Nobel Barış Ödülü’ndeki başarısına karşın, diğer Nobel kategorilerinde durum çok da parlak değil. En büyük çelişki, kadınların Barış Nobel Ödülü’nü alırken, Fizik, Kimya ve Ekonomi gibi alanlarda neden daha az ödül kazandıkları sorusudur.
Fizik ve Kimya: Neden Az Kadın Nobel Ödüllü?
Fizik ve kimya gibi alanlarda kadınların Nobel kazanmalarının sayısı çok daha az. Örneğin, Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan kadın sayısı yalnızca 4. 1903’te Marie Curie bu ödülü kazandığında, tarihe geçmişti. Marie Curie, bilim dünyasında bir devrim yaratmış bir isim. Ayrıca, Curie’nin Nobel Kimya Ödülü’nü kazandığı 1911 yılı, bir başka önemli anıdır.
Marie Curie’nin başarılarının ardından, Irène Joliot-Curie (Marie Curie’nin kızı) 1935 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştı. Ancak bu kadar uzun bir süre içinde, fizik ve kimya dallarında kazanan tek kadınlar bunlar. Bugün hâlâ, bu alanlarda kadınların katılım oranı oldukça düşük.
Ekonomi Nobel’i ve Kadınlar
Ekonomi Nobel Ödülü, 1969’dan itibaren verilmeye başlandı. Ancak bu ödüle layık görülen kadın sayısı da çok düşük. Elinor Ostrom, 2009 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan ilk kadın oldu. Ostrom, kolektif eylem ve toplumların ortak kaynakları yönetme konusundaki çalışmalarla tanınmıştı. Bu alandaki kadınların sayısının hâlâ çok sınırlı olması, kadınların bilimsel alanlara katılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye’de Kadınların Nobel’e Katkısı
Türkiye’de kadınların Nobel ödüllerine katılımı, küresel örneklerle kıyaslandığında biraz daha farklı. Türkiye’den Nobel alan ilk kadın, Orhan Pamuk’un ardından 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Orhan Pamuk olmuştur. Ancak, bu alandaki kadın ödüllü yazarlarımız sayıca çok az.
Türkiye’de bilimsel alandaki kadın katılımı da, diğer dünya ülkelerindeki gibi sınırlı kalıyor. Kadınlar, özellikle üniversite düzeyinde bilim dünyasına katkı sağlayan önemli isimler olsalar da, Nobel Ödülleri’nde kendilerine daha fazla yer bulmaları için hâlâ engellerle karşılaşıyorlar.
Küresel Kadın Örnekleri ve Türkiye’den Farklılıklar
Dünya çapında kadınlar, Nobel ödüllerine genellikle barış alanında katkılarıyla ön plana çıkarken, Türkiye’de kadınların Nobel Ödülleri’ne daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşması dikkat çekiyor. Türkiye’de de kadınlar akademik dünyada aktif bir şekilde yer alıyorlar ancak Nobel Ödülleri bağlamında bu durum daha az gözlemleniyor. Kadınların Nobel Ödülü kazanmasında, belki de en büyük engel, toplumların hâlâ kadınları daha çok “aile odaklı” bir role yerleştirmesidir. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınların bilimsel alandaki başarılarının daha fazla desteklenmesi, bu ödülleri kazanma yolundaki engelleri aşmalarına yardımcı olacaktır.
Sonuç
Kadınların Nobel Ödülleri’ne katkıları, her ne kadar tarihsel olarak sınırlı olsa da, günümüzde kadınların başarıları her geçen yıl artıyor. Barış Nobel Ödülü, kadınların en fazla ödül kazandığı kategori olurken, bilimsel alanlarda hâlâ büyük bir eşitsizlik ve engel mevcut. Kadınların Nobel Ödülleri’ne katkılarını artırmak için, toplumsal cinsiyet eşitliğine dair daha güçlü adımlar atılması gerektiği kesin. Bu adımlar, sadece kadınların bilimsel kariyerlerinde ilerlemelerine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda dünya çapında daha dengeli bir toplumun inşa edilmesine de katkı sağlar.